Halvetilik
Halvetiyye, adını kurucusu kabul edilen Ömer el-Halvetî’den alan, Azerbaycan’da doğup Anadolu, Balkanlar, Suriye, Mısır, Kuzey Afrika ve Güney Asya’ya yayılan bir tarikattır. Osmanlı döneminde Anadolu’daki müntesip ve tekke sayısı bakımından en yaygın tarikatlardan biri olmuştur.[1]
Adı ve kurucuları
Tarikat, Ömer el-Halvetî’ye (ö. 800/1397-98) nisbet edilir. Lâhîcân’da doğduğu kaydedilen Ömer el-Halvetî amcası Ahî Muhammed Halvetî’ye intisap etmiş, onun ölümünden sonra irşad makamına geçmiş ve Tebriz’de faaliyetini sürdürmüştür.[2] Halvet (inziva) hayatını çok sevdiği, uzlete çekilip ibadet ve zikirle meşgul olmaktan büyük zevk aldığı için “Halvetî” nisbesini aldığı rivayet edilir.[3]
Kabri hakkında iki görüş vardır: geleneksel kayda göre Tebriz’deki Mîr Ali Zâviyesi hazîresinde, son dönem araştırmalarına göre Şamahı’nın Avahil köyündeki Pîr Ömer Sultan Ziyaretgâhı’nda medfundur.[3]
Tarikatın ikinci, bir bakıma gerçek kurucusu Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî’dir (ö. 868/1463-64, Bakü).[2] “Pîr-i sânî” kabul edilen Şirvânî zikri on iki isme çıkarmış, Virdü’s-settâr evrâdını düzenlemiş ve halvet ile zikir âdâbında yenilikler yapmıştır. Bakü’deki hankahı tarikatın yayılmasında önemli bir merkez olmuş; türbesi bugün Şirvanşahlar Saray Müzesi içindedir.[4]
Ömer el-Halvetî’den Yahyâ-yı Şirvânî’ye
Halvetî silsilesi İbrâhim Zâhid-i Geylânî’ye uzanır. Bu silsile Sadreddîn-i Erdebîlî’de Safeviyye’ye, Ömer el-Halvetî’de Halvetiyye’ye dönüşmüştür; Safeviyye’den Bayramiyye, Bayramiyye’den de Celvetiyye doğmuştur.[2] Küre Ansiklopedi tarikatı Cüneydiyye, Sühreverdiyye ve Zâhidiyye silsilelerinin devamı olarak tanımlar.[1]

- ö. 800/1397Ömer el-Halvetî pîr-i evvel
- ö. 812/1409Ahî Mîrem (Emre)
- ö. 828/1425Hacı İzzeddin
- ö. 860/1455Sadreddîn-i Hiyâvî
- ö. 868/1463-64Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî pîr-i sânî
Yedi isim, yedi makam
Halvetiyye’de seyrüsülûk yedi isimle yapılır; bu uygulama Ömer el-Halvetî’den önce İbrâhim Zâhid-i Geylânî’de de görülür. Her isim nefsin yedi mertebesinden biriyle ilişkilendirilir.
Zikir ve devran
Haftanın belirli günlerinde toplu cehrî zikir (darb-ı esmâ, devran, hadra) yapılır; ney, kudüm ve def gibi sazlar kullanılır. Zikir halka hâlinde oturarak başlar, dairesel yürüyüşle sürer. Yahyâ-yı Şirvânî’nin Virdü’s-settâr’ı birçok Halvetî kolunda sabah namazından sonra okunur.[7]
Vahdet-i vücûd
Birçok kol İbnü’l-Arabî’nin vahdet-i vücûd görüşünden etkilenmiş, bu etki Niyâzî-i Mısrî’de en ileri düzeye ulaşmıştır.[2]
İstanbul’da mukabeleler
XIX. yüzyılda çizilmiş bir İstanbul haritasını inceleyen bir çalışmaya göre Halvetîler haftanın farklı günlerinde farklı tekkelerde mukabele yapıyordu; örneğin salı günü Laleli Uşşâkîzâde Tekkesi’nde, perşembe günü Karagümrük’teki Şeyh Resmî Tekkesi’nde.[8]

Anadolu’dan üç kıtaya
Tarikatı Anadolu’ya, Sadreddîn-i Hiyâvî’nin halifelerinden Amasyalı Pîr İlyas getirmiştir. Yahyâ-yı Şirvânî’nin halifeleri arasında Habîb Karamânî, Muhammed Bahâeddin Erzincânî ve Pîr Şükrullah Ensârî bulunur.[2] Cemâl-i Halvetî önce Ayvansaray’da Gül Camii yanında, ardından Kocamustafapaşa’daki dergâhta postnişin olarak İstanbul’da irşad etmiştir. Kocamustafapaşa’daki külliye İstanbul’un ilk Halvetî tekkesi kabul edilir.[9]
Ramazâniyye ve Şâbâniyye gibi Anadolu merkezli kollar batı-doğu çizgisinde çift yönlü yayılmış; Mısır’daki birçok kol Bekriyye’nin uzantısı olmuş, Rahmâniyye kolu ile tarikat Cezayir’e taşınmıştır.[1]
1925 ve sonrası
Türkiye’de 1925’te tekkelerin kapatılmasıyla dergâhların resmî faaliyetleri sona ermiştir. Küre Ansiklopedi’ye göre bugün Bekriyye uzantılı kollar Mısır, Kuzey Afrika ve Sahra altında; Gülşeniyye Mısır ve Türkiye’de; Şâbâniyye Türkiye ve Balkanlar’da; Sinâniyye ve Ramazâniyye Balkanlar’da; Uşşâkıyye Türkiye’de; Cerrâhiyye Türkiye, Avrupa ve Amerika’da; Hayâtiyye Makedonya’da varlığını sürdürmektedir.[1]
Halvetî mekânlarından







Dört ana kol
Yahyâ-yı Şirvânî’nin halifeleri aracılığıyla Halvetiyye dört ana kola ayrılmıştır.